Abdullah ÇATLI Kitapları

Logo
Abdullah ÇATLI Kitapları
  • 48 Okuma
  • 0 Yorum

Gökçen ÇATLI: Babam Çatlı

Adında da anlaşılabileceği üzere kitap Abdullah ÇATLI’nın aile üyelerinden biri olan kızı tarafından yazılmış. Çalışma, yazarının bu müstesna durumundan olsa gerek Abdullah ÇATLI hakkında yazılanlar arasında en fazla okunan ve baskısı yapılan kitapların başında geliyor.

Abdullah ÇATLI’nın kızına bıraktığı en büyük mirasın“yaşadıkları” olduğunu buradan öğreniyoruz. Gökçen ÇATLI, babasının yaşanan gelişmeler karşısında hep bir sebep olarak gösterildiğini belirtiyor ve bu duruma, bir insanın tek başına bu kadar çok şeye sebep olarak gösterilmesi mümkün olamaz diyerek karşı çıkıyor. Eksik olanın ise yüzleşmelerin hep tek taraflı yapılması olduğunu söylüyor.

Babası hakkında dillendirilen tek taraflı seslere ve sorgulamalara karşı bir cevap olması niyetiyle kitabı yazdığını belirtiyor ve eserde okuyucuya dile getirilmemiş gerçeklerin hikâyesini okuma hakkı olduğunu hatırlatıyor. Bir devrin perde arkasını çok yönlü bir tarzda kaleme aldığını vurguluyor.

Belirli dönem ve bir kesim adına yaşama ve ifade etme hakkını kullanarak kaleme aldığı eserini babası Abdullah ÇATLI’nın adını gerçeklerle birlikte anma cesaretini gösteren yüreklere ithaf ettiğinin altını çiziyor.

Abdullah ÇATLI’nın ailesine söylediği muhtemelen şifreli bir cümle de kitabın kapağında dikkat çekiyor.

***

Gökçen ÇATLI: Çatlı Reis / Babam Çatlı 2

Gökçen ÇATLI, babası hakkında kaleme aldığı ikinci çalışma olan bu eserinde yakın tarihin tanıklarından biri olarak karşımıza çıkıyor ve babasını bir kahraman olarak takdim ediyor. Tanığı olduğunu söylediği sürece, yeni tanıklar olarak gördüğü okuyucuyu davet ederek babasıyla yaşadıklarını onlara aktarmak maksatlı bir çağrıda bulunuyor.

Babasıyla yaşadığı diyaloglar arasında en kayda değer olarak gördüğü, evimiz neresi sorusuna cevap olarak aldığı “vatanımız” yanıtını kitap tanıtımında en etkili ifadelerden biri olarak paylaşıyor.

Kitap, ilki gibi “Hatıra” alanında değil, “biyografi /otobiyografi” kategorisinde okuyucuya sunuluyor. Kılıç Mehmet’in Torunu Abdullah,Abdullah Çatlı Üniversite Sınavına Giriyor, Abdullah Çatlı TBMM’de, Çatlı Reis’e Saldırı, Cezaevi Firarları gibi birçok başlık kitapta yer alıyor.

Kitaba yöneltilen eleştiriler arasında ilk esere göre dilinin biraz ağır olduğu, okuyucuyu sıkmamak adına yazının az fotoğrafın çok tutulduğu gibi bahisler var.

***

Vedat DEMİRÖZ: Reis Abdullah Çatlı

Kitap, konuyla ilgili hazırlanan diğer eserler karşısında abartıya kaçmak olarak görülebilecek kadar “kendince iddialı” bir duruşa sahip. Mesela sol kesimler için Deniz GEZMİŞ’in ifade ettiği her ne varsa Ülkücüler için aynı şeyleri Abdullah ÇATLI’nın temsil ettiği belirtiliyor.

Abdullah ÇATLI’nın Ülkücüler nezdindeki değerini ifade edebilmek adına kendisine tamamen zıt görüşlere sahip, aynı kesim tarafından düşman olarak vasıflandırılan bir ismin kıyas olarak sunulması hem kafaları karıştıracak hem de tepkiyle karşılanabilecek bir durum.

Ülkücü gençler için Abdullah ÇATLI’nın masalsı bir kahraman olarak görüldüğünü belirtmesi de ÇATLI’nın yaşadığı ayakları yere basan gerçekliklere gölge düşürebilir. Diğer yandan teşkilattaki gençlerin ona özenmesi, öykünmesi, onun gibi olmak istemesi durumu “Çatlı ne yaptı da Ülkücülerin taptığı bir lider olabildi” sorusunda aşırı kaçan bir ifadelendirme örneğine dönüşerek maksadın sınırlarını aşıyor.

Kitabı, benzerlerinden ayıran en büyük özelliğinin son yıllarda yayınlanan belge ve bilgileri taşıması olduğu vurgulanıyor. Bir dönemin şifrelerinin çözülmesi için kitabın okunması gerektiği de eserin vaatleri arasında yer alıyor.

“Hiçbir şeyin üstünün örtülü kalmayacağı” iddiası da bir başka mübalağa örneği olarak kitabın arka kapağı üzerine eklenen cümleler arasında göze çarpıyor. Bu kendinden menkul iddia ve vaatler kitabın kendine reyting katma çabası olacak şekilde bir anlam çerçevesi içinde değerlendirilebilir.

Kitap; Abdullah ÇATLI’nın Mahmut Yıldırım (Yeşil), Muhsin Yazıcıoğlu, Alpaslan Türkeş, Tansu Çiller, Mehmet Ali Ağca ile münasebetleri ve anlaşmazlıkları; Gladio, Asala, suikastlar, Papa gibi birçok başlığın kendisiyle ilgisi gibi konuları birer soru işaretine dönüştürüp cevaplandırmaya uğraşarak dikkatleri üzerine çekmeye çalışıyor.

Abdullah ÇATLI’yla birlikte onun ülke hatta dünya gündemine girmesinde, yetişmesinde baş etken olan en önemli kurum, çevre ve teşkilatların yapı ve gündemlerinden de bahsedilerek ÇATLI’nın hatıralara dayalı fiziki ve özel hayatının yanında “düşünce ve eylem dünyasının” da anlaşılması için birçok başlık sunuluyor.

***

Mehmet Ali BAKIR: Çatlı Reis

Kitap, kapakta yer alan “Bir Dönemin Perde Arkası” mottosu ile konuya dair nasıl bir katkı sunacağı hakkında okuyucuya tek cümlelik genel bir bilgi veriyor.

Kendini takdim ederken ise 1980’de darbe öncesi döneme atıfta bulunarak Abdullah ÇATLI’nın Sakarya’dan Ankara’ya dönüşte gözaltına alındığını, dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU’nun durumu öğrenince emniyeti arayıp müdürle yaşadığı tehditkâr tarzdaki konuşmayı alıntılıyor.

Telefonda yaşanan diyalogların olduğu gibi verildiği hatırada Ülkücü teşkilatın kendi üyesini korumak ve ona sahip çıkabilmek adına göstereceği ısrarı nereye kadar vardırıp olayı gayri resmi bir formatta nasıl tırmandırabileceği örneklendirilmiş oluyor.

Bu durum aynı zamanda ÇATLI’nın Ülkücü teşkilat içindeki konum ve önemine işaret ediyor. Bir derneğin genel başkanı ve dönemin Ankara Emniyet Müdürü arasında geçen ciddi, kararlı, tavırlı, cesur ve cüretkâr bir telefon görüşmesi sonrasında amacına ulaşan Ülkücüler oluyor ve reisleri kısa süre sonra serbest bırakılıyor.

Kitap, siyasi biyografiler kategorisinde yer alıyor.

***

Çınar ÖZKAN: Çatlı Reis

Siyasal Hayat, Terör ve Mafya gibi kategorilerde satışa sunulan kitap Abdullah ÇATLI’nın birçok eserde olduğunun aksine,hatıraları ve hayatı üzerine değil, düşünce ve eylem dünyası, gelişmeler karşısındaki fikirleri üzerine işlenen konular bütününe sahip bir eser gibi karşımızda duruyor.

Abdullah ÇATLI’nın, neden başka bir ad altında değilde Türk - İslam çatısı altında bulunduklarını en az iki asrı kapsayan korkunç bir saldırıya dikkat çekerek kültür emperyalizmi, dine ve milliyete yabancılaşma,işbirlikçi kadrolar, birbirine düşürülmeye çalışılan kardeşler gibi küresel emellere ve projelere atıfta bulunarak açıklamaya çalışması eserin fikri yönünü güçlendiriyor.

Bu durum kavga, gürültü, devlet, mafya, operasyonlar gibi tartışmalı ve karanlık gündemlerle anılan bir ismin farklı bir tarafınında anlaşılmasına yardımcı oluyor. Konuyla ilgili birçok eserin kapağında yer alan silah ya da fiziki kavgaları temsil eden araçların bu çalışmanın kapak tasarımında yer almıyor olması da bir başka detay.

***

Ahmet Tahir CAN: Reis Çatlı

Yazar, derin devlet bahislerinin en önemli ismi olarak gördüğü Abdullah ÇATLI’nın kimler tarafından nasıl anıldığını gündeme getirerek hakkında yapılan iki farklı değerlendirmeye dikkatleri çekiyor. Kimileri için kahraman bir vatansever olarak, kimileri için de uyuşturucu kaçakçısı kiralık bir katil olarak damgalandığını belirtiyor.

Kayıt dışı bir hayatın ÇATLI için kaçınılmaz olduğunu söyleyen yazar böylece, birbirinden farklı sınırlar çizilerek onun bu hatlar içerisinde bir profil olarak değerlendirilmesinin zor bir durum olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kendinden emin, tartışma götürmez şekilde sunulan tanımlamalarla her şey herkes için daha da zorlaşıyor.

Ünlü olmak istediğini söyleyen Mehmet Ali AĞCA’ya; Papa’ya karşı bir eylem yapması konusunda şaka yapanın, Türkiye’ye dönme ihtimali kalmayınca da Güney Amerika’da bir ülkeyi (Kosta Rika) ele geçirip bağımsız bir Türk devleti kurma amacı taşıyanın Abdullah ÇATLI olduğunu bu kitaptan öğreniyoruz.

Kitap ilk kez yayınlandığını belirttiği bilgi, belge ve “çok gizli” istihbarat raporları ile konu hakkında bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesini sağlayacak bir iddiaya sahip olarak kendini takdim ediyor.ÇATLI denilince akla gelen ve ülke gündeminde yer eden gelişmelerin doğurduğu soru işaretleri de kitapta cevapları aranan tartışma konuları arasında.

Kayıt dışı bir yaşamı olduğu söylense de Abdullah ÇATLI’nın lehinde ve aleyhinde dillendirilen iki taraflı tartışmaların değerlendirildiği kendince dengeli bir çalışma karşımızda duruyor. Kitabın Siyasal Hayat, Araştırma - İnceleme kategorilerinde raflardaki yerini alması gözetilen dengeli olma durumunu destekliyor.

Kitabın on beşinci bölümü “Gün gün Abdullah Çatlı kronolojisi” başlığına ayrılırken ekler kısmında da MİT’in Abdullah Çatlı Raporu yer alıyor. Kitabın hemen başında ise Uğur MUMCU, Zeki ÇATLI, Meral ÇATLI, Tansu ÇİLLER, Ali YASAK, Mehmet Ali AĞCA, Mehmet AĞAR, Gökçen ÇATLI gibi aileden, basından, bürokrasiden isimlerin Abdullah ÇATLI hakkında söyledikleri kısa kısa alıntılanıyor.

***

Etem KARAÜZÜM: Vatanlı Vatansız / Ben ve Çatlı

Kitap hakkında ilk bilgiyi kapaktaki nottan alıyoruz:“Abdullah ÇATLI el yazısı ile kendini anlatıyor.” Takdim metninde ise hapishane hayatıyla ilgili yaşadığı bir anı dikkatlere sunuluyor ve Basel zindanlarına getirildiğinde ilk sorusunun “Buradan kaçma imkânı yok mu?” olduğu paylaşılıyor.

Bu eseri diğerlerinden ayıran yönü neresi olabilir diye merak ederken kitapta yanıtları aranan sorulara göz gezdirdiğimizde anlıyoruz ki Abdullah ÇATLI’nın yurt dışında geçirdiği süre içerisinde yaşadıkları içerikte oldukça yer kaplıyor.

Papa suikastı sonrası gelişmeler, Fransa ve İsviçre’de yaşadıkları, İsviçre gazetelerinin ÇATLI hakkında yazdıkları, Bostadel ceza evinden kaçışı, yurt dışındaki cezaevlerine dair dile getirilen işkence ve kötü muameleler…

Kitap son olarak, hiçbir yazılı basında ve medyada gündeme getirilmeyen açıklamaları ihtiva ettiğini hatırlatarak merakları üzerine çekmeye çalışıyor.

***

Hakan TÜRK:Abdullah Çatlı Kimdir?

Kitap üç ana başlıktan oluşuyor diyebiliriz: İlki;yazarın Abdullah ÇATLI hakkındaki şahsi görüş ve değerlendirmeleri, kanaatleri.İkincisi; Susurluk olayı sonrası tutulan raporlar, mahkeme kayıtları, ifadeler vb. gibi resmi belgelerin değerlendirilmesi. Üçüncüsü ise Muhsin YAZICIOĞLU, Hanefi AVCI, Haluk KIRCI, Alpaslan TÜRKEŞ gibi Abdullah ÇATLI ile ülkücü teşkilat içinde veya dışında bir şekilde ortak mesai yapmış olanların röportajlarına veya onun hakkındaki görüşlerine yer verilmesi.

Yazar, ülkemizde sahte kahramanların cirit atmasından,gerçek kahramanların ise unutturulmasından şikâyetçi olduğunu belirtiyor. Kültür Mühendislerinin bu durumla iftihar edebileceğini imalı bir tavırla belli ediyor.Abdullah ÇATLI hakkında mahkemelerin verdiği herhangi bir kesinleşmiş karar olmamasına rağmen neden bu kadar yerden yere vurulduğunu sorguluyor.

Abdullah ÇATLI’yı taşlayanların vurmak istediği asıl hedeflerin Milli İstihbarat, Emniyet ve Askeri istihbarat olduğunu savunuyor.Kitabın ilk baskısının Susurluk olayından bir ay sonra yapıldığını, korsan baskılarla birlikte kitabın 200 bin kadar sattığını belirtip buna rağmen kitabımız sipariş ediliyorsa diyerek bu ülkede Abdullah ÇATLI’yı seven ve merak eden yeterince insan olduğu sonucuna ulaşıyor.

Yazarın merak ettiği ve yakındığı bir diğer konu ise kitabının ülkedeki bütün dergi ve gazetelere gönderildiği halde kaçının bu kitabı gündemlerine alıp okuyucularıyla paylaşacağı sorusu.

***

Ahmet Haldun TERZİOĞLU: Kahramanım Çatlı

Kitabı, diğer eserlerden ayıran en önemli tarafı formatıdır. Karşımızda diğerleri gibi anı, biyografi, mafya, devlet, siyaset, aktüel olaylar kategorisinde yer alan bir kitap değil, bir Abdullah ÇATLI romanı bulunmaktadır. Yazar, usulen olsa gerek Çatlı reisi anlatmaya kelimeler yetmez demiş ancak onun için 300 sayfayı aşkın çalışmayı kaleme alabilmiştir.

Yazara göre hayatın anlamını çözebilmek ve ölümsüz olabilmek arzusu çok eski devirlerden beri insanların üzerinde kafa yorduğu en önemli konulardandır. Bu konuda zaman, ölümsüzlüğün sırrını vermiş ve tanımını yapmıştır, o da “ad bırakmaktır.” Yalnız bunu herkes değil, kendinden gayrı başkası için de yaşamayı becerip bu fedakârlıklarını destanlara dönüştürebilenler başaracaktır.

Yazara göre ÇATLI’yı anlamak ve öğrenmek isteyenler her geçen gün artmakta olduğu için bilinemezlerin bilinebildiğince açıklanması gerekir. Çünkü ÇATLI’nın daha fazla tanınması gerektiği ortadadır. Öyleyse doğrular anlatılmalı ve cephe boş bırakılmamalıdır. Bu bir zorunluluktur.

Ancak hiçbir zaman hiç kimse tarafından tamamıyla bilinemeyecek 40 yıllık bir ömür vardır ortada. Bunun böyle olması yaşayanın bunu böyle istemesindendir. Yazılamayanları yazılanlarından çok olan bir hayatın kitaplaştırılarak kalıcı hale getirilmesi onun unutulmaması ve unutturulmaması adınadır.

Abdullah ÇATLI’nın hayatında hiçbir şey sıradan değildir, her şey olağanüstüdür. Bu olağanüstülük onun mücadelesini ve yaşamını destanlaştırmıştır. Sayfalar boyunca anlatıla gelen de çok bilinmeyenli bir destanın öyküsüdür. Çok bilinmeyenli bir hayatı Çatlı Reis istemiş, son sözü o söylemiştir. Onun bilinmesini istedikleri bilinmiş, bilinmesini istemedikleri gizli kalmıştır.

Karşımızda, duygu yüklü bir dille yazılmış, Abdullah ÇATLI belgeseli diyebileceğimiz bir eser durmaktadır.

***

Ahmet Haldun TERZİOĞLU: Reisim Çatlı / Bozkurtların Kanunu

Yazarın, aynı konuyla ilgili yazdığı bu ikinci eser de tıpkı ilki gibi roman formatında bir çalışma. Kitabın takdiminde üzerinde durulan ilk konu Abdullah ÇATLI’nın uzun bir dönem adını kullanamaması olmuş. Sebebi “yasak kılınmıştı” şeklinde açıklanıyor. Bu yasağın kendisini ve çevresindekileri tehlikelerden koruyabilmek adına bir zorunluluk olduğu bilgisi de satır aralarında yer alıyor.

Diğer eserlerden de öğrendiğimiz üzere ÇATLI’nın eşi bile (Meral ÇATLI) kendisine Abdullah ismiyle değil, her defasında Mehmet olarak sesleniyor. Üzerinde bulunan ve aktif olarak kullandığı kimlikte Abdullah ÇATLI’nın adı Mehmet ÖZBAY olarak geçiyor. Yeni tanıştığı kimselere kendisini yine bu farklı kimlik bilgileriyle tanıtıyor.

1977’de başkente Ankara Ocak Başkanı olduğunda artık kendisinin unutulmaz etiketi ve unvanı olan “Çatlı Reis” yakıştırmasını alıyor. 1990’da kendisine ve ekibine ihtiyaç olduğu bilgisi iletildiğinde ekip ifadesini ülküdaş olarak değiştirme hassasiyeti gösteriyor. Teklifin kabul edildiğini, yazarın devlet ve millet söz konusu olduğunda Reis’in görevden kaçtığı görülmüş mü şeklindeki cevabı kendi içinde saklı olan sorusundan anlıyoruz.

Ölümünün ardından hakkında yazılanlara bakarak ona lider denileceğini, karizmatik denileceğini, yiğit ve Asala’yı bitiren kahraman denileceğini, harcandı denileceğini söyleyen yazar, destanın böylece devam edeceğini vurguluyor.

Roman, Susurluk’ta yaşanan meşhur trafik kazası ile başlıyor. Giriş diyebileceğimiz satırlarda ise Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü romanından yapılan bir Kür Şad alıntısı var.

***

Uğur Mumcu:Saklı Devletin Güncesi “Çatlı vs.”

Bu eserin Abdullah ÇATLI “aleyhinde” yazılmış nadir çalışmalardan olduğunu söyleyebiliriz. Kitapta belirtildiği üzere toplum Abdullah ÇATLI ismini ilk defa Uğur MUMCU’nun yazılarından duyuyor. Kitabın adından da anlaşılabileceği gibi karşımızda bir gizli devlet kritiği yapan eser var.

MUMCU, köşe yazısında ilk defa “Çatlı Kim?” diye sorduğunda yıl 1985’tir. Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazılarıyla Abdullah ÇATLI’nın aslında kim olduğunu, kimlerle olduğunu, neler yapmaya çalıştığını,yurt içi ve dışındaki bağlantı, faaliyet ve yargılamalarını araştırmış,incelemiş ve belgelendirmeye çalışmıştır.

Kitap, Abdullah ÇATLI ve ilişkilerinin deşifre edilmeye, anlaşılmaya ve açıklanmaya dair yazılmış olan köşe yazılarından yapılan seçmelerle oluşturulmuş derleme bir eserdir. Siyasal Yazılar-Tezler,Terör-Mafya kategorisinde satışa sunulmuştur.

MUMCU, 1993 yılında düzenlenen bir suikastla hayatını kaybetmiş, Abdullah ÇATLI adını ülke gündemine sokan Susurluk kazası ise 1996 yılında yaşanmıştır. Herkesin Mehmet ÖZBAY olarak bildiği Abdullah ÇATLI ismini Uğur MUMCU 1985 yılından itibaren defalarca gündeme getirmiş ve sorgulamıştır.

Uğur MUMCU, köşe yazılarındaki isimler, olaylar ve bağlantılara dair bu sorgulamaları kontrgerilla üst başlığı adı altında yapmaya gayret ediyor. İsimleri ve eylemleri inceleyip vurgularken, bahsettiği meselelerin arkasındaki uluslar arası ve ulusal yapıyı da ön plana çıkarmaya çalışıyor, dikkatleri hep arka plandaki organizatörlere çekmeye çabalıyor.

Uğur MUMCU’nun araştırmacı gazeteciliğini ve ısrarlı çalışmalarını daha yakından tanıyıp anlayabilmemiz adına kitabın takdim metninde, henüz 1970’li yıllarda kaleme aldığı bir yazıdan şu alıntılar yapılıyor;

Kontrgerilla,kökü ABD’de bulunan, NATO’cu ülkelerde sol örgütleri bastırmak için kullanılan silahlı bir yapıdır. Bu yapı, hedef olarak belirlediği ülkelerde milliyetçi iddialar taşıyan sağcı ve saldırgan gençlik teşkilatları ile işbirliği yapar.Kontrgerilla, devlet kurumlarının etki alanı dışında kalan ve CIA’e bağlı çalışan bir kurumdur. Her eylemi CIA planlamayabilir ama onlara yön verir. CIA güdümündeki kontrgerilla, 12 Mart döneminden beri MHP yanlısı milliyetçilerle doldurulmaktadır. Kontrgerilla ve ülkü ocakları arasındaki gizli bağ açıklığa kavuşmadıkça olaylar anlaşılamaz.

Kısaca özetlemek gerekirse eser; saklı devletin günlüğündeki bazı sayfalarda ismi sıkça geçen Abdullah ÇATLI vs. üzerinden bir derin devlet kritiği, olaylar analizi yapmaya çalışan, ulusal ve uluslararası bağlantıların ağlarını gündeme getirip deşifre etmek için sorular soran, araştırmalar neticesinde ulaştığı cevaplar sayesinde elde ettiği sonuçları belgelendirerek iddialarını gerçekçi kılmaya çalışan bir içerik ve tarza sahip.

Eserin, derin devlet ve unsurları konulu çapraz okumalarda mutlaka değerlendirileceği muhakkaktır.

yazar

Yazı işçiliğini, bu konuda emek verip gayret göstermeyi, araştırma yapmayı severim. Yazana zahmet vermeyen bir yazının okuyana da zevk vermeyeceğine inananlardanım. Kendi imkanlarım dahilinde ürettiğim içerikleri sosyal medya hesaplarım aracılığıyla arkadaş çevremle paylaşmayı önemli görürüm. Hassas olduğum konulardan bir tanesi de meselelerin görünen kısmıyla yetinmek yerine madalyonun arka yüzüne de odaklanmaya çalışmak olmuştur.

Azbucuk nasıl çalışır?

Azbucuk.com'a Üye ol sayfamızda ücretsiz üye olabilirsiniz, üye olduktan sonra içerikler girebilirsiniz. Unutmayın her girdiğiniz içerikler sitesinden özgünlük kontrolleri yapılır ve %60'ın üzerindeki içerikler onaylanacaktır. Onay işlemleri tamamlandıktan sonra anında 3 TL, 6 TL ve 9 TL içerik başına ücret kazanacaksınız. Kazandığınız bu ücretler hesabınıza aktarılır, 200 TL ödeme eşiği tamamlandığında sisteme kayıt etmiş olduğunuz IBAN hesabına gönderilmektedir.


Yeni Ne Var

Sakın Kaçırma