Aç Ressam Arketipi:Vincent Van Gogh

Logo
Aç Ressam Arketipi:Vincent Van Gogh
  • 44 Okuma
  • 0 Yorum

Ressamlık hayatının büyük bir kısmında adı sanı bilinmeyen (bazı tarihçiler,onun hayattayken sadece bir resmini satabildiğini söylerler) Vincent van Gogh tarihteki en önemli ressamlardan biri olarak hak ettiği değeri günümüzde görmektedir.Otuz yedi yaşında öldüğünde arkasında 1000 civarında suluboya ve eskiz ile 900 civarında yağlıboya tablo bırakmıştır.Resimleri bugün rutin şekilde on milyonlarca dolara satılmaktadır.Kısa ressamlık yaşamına zorluklar,hayal kırıklıkları ve ruhsal sorunlar damgasını vurmuştur;ama bazıları onun karşılaştığı bu güçlüklerin yaratıcı dehasını beslediği kanısını taşır.

İlk Yıllar

Vincent van Gogh,30 Mart 1853'te Hollanda'nın Groot-Zundert kasabasında dünyaya geldi.Erken yaşlarda sanata ilgi duymaya başladı ve on altı yaşındayken bir sanat galerisinde çalışması için Lahey'e gönderildi.Daha sonraki yıllarda Londra ve Paris'teki galerilerde çalışmaya başladıysa da sanat simsarlığına olan ilgisini çabucak yitirdi ve kısa bir süre papazlık yaptıktan sonra sanatçı olmaya karar verdi.

Başlangıçta ekseriyetle kendi kendini yetiştiren van Gogh 1880-1881 yılları arasında Brüksel'deki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne devam ettiyse de okulu beğenmedi.Sanat kuramı üzerine çalışmak yerine günlük yaşamlarını sürdürmeye çalışan işçi sınıfı konusunu işleyen suluboya resimler ve portreler yapmayı tercih etti,ancak Lahey'e yerleştiği zaman yağlıboya resmi keşfedip en ünlü tablolarından bazılarını yaptı.

Hollandalı gerçekçi ressam Anton Mauve,1882'de van Gogh'u kanatlarının altına aldı ve ona yağlıboya resim yapmayı öğretti.Nitekim yağloboya van Gogh'un ileride gözde boyası olacaktı.Aynı günlerde van Gogh hem hayat arkadaşı hem de çoğu resmine modellik yapmış,"Sien" ismiyle tanınan ama asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bir kadınla ilişki kurmuştu.

Sanatçı Direnir

Van Gogh hiç sipariş alamamasına rağmen resim yapmaya devam etti.İşçi sınıfına duyduğu sevgi,1885'te ilk büyük yapıtı olan Patates Yiyenler'i ortaya çıkarmasını sağladı.Bu resimde bir grup köylü,loş bir odada,bir masanın etrafında toplanmış yemek yiyordu.Resmin daha gerçekçi görünmesi ve izleyicinin işçi sınıfının kötü haliyle daha derinden temas kurması için dışarıdan bakıldığında çekici görünmeyen modeller kullanmayı tercih etmişti.Bu resim hem van Gogh'un en çok güvendiği eleştirmeni (kardeşi Theo) hem de çoğu çağdaşı tarafından başarısız bulundu,ama  o kendi resminden ölene dek övünç duymuştur.

Çok geçmeden van Gogh izlenimci çağdaşlarının parlak renklerine doğrudan kontrast oluşturan koyu toprak renklerinde natürmort yapmaya başladı.Bu yeni resim türüne duyduğu ilgi,köylü yaşamını işlediği ilk resimlerine duyduğu ilgi kadar büyük olmasa da natürmort yapmaya devam etti.1885'in sonuna doğru Anvers şehrine taşınıp orada küçük bir atölye kiraladı ve resme daha derinlemesine daldı.Aşırı içki içiyor,çok az yiyordu.Sağlığı kötüye gidiyor,yaptığı resimler ilgi görmüyordu.

Van Gogh 1887'de Fransa'ya taşındığında sanatı esaslı şekilde yeni bir istikamete girdi.İzlenimci etkilerle kuşatılmış bir halde daha açık renkleri tercih edip ileride en ünlü tabloları arasına girecek yerel manzaraları resmetmeye başladı.Ne var ki sanatsal vizyonu gelişirken ruh sağlığı da bozulmaya başlamıştı.

Deliliğe Doğru

Van Gogh hayatının sonuna doğru depresyon,epilepsi nöbetleri,sanrılar ve psikotik patlamalar karşısında çaresiz kaldı.Ruh sağlığını yitirdiğinde dostu ve çağdaşı ressam Paul Gauguin'e usturayla saldırıp sonra yerel bir geneleve kaçtı.Orada sol kulağının bir parçasını kesip fahişelerden birine hediye etti.Ertesi sabah Gauguin,onu evinde şuurunu kaybetmiş halde yoğun kanama geçirirken buldu ve hemen hastaneye götürdü.

Kısa bir süre sonra van Gogh 30 km uzaklıkta bulunan Saint-Paul-de-Mausole'deki bir akıl hastanesine nakledildi.İşte bu hastanede en ünlü tablosu olan Yıldızlı Gece'yi yaptı.Bu resmin yanı sıra hastane yıllarında yaptığı diğer resimlerinin çoğu gerçeküstücü bir havaya bürünmüştü.Helezon gibi dönen uzun fırça darbeleri puslu düşsel bir etki bırakıyordu.Van Gogh bir yıl sonra hastaneden tahliye olduysa da hiçbir zaman ruh sağlığına yeniden kavuşamadı.Hastaneden çıktıktan sadece iki ay sonra kendini göğsünden vurdu ve iki gün sonra öldü.Fakat ölmesine sebep olan şey yaranın kendisi değil iltihaplanmasıydı.

Dünya Farkına Varıyor

Çağdaşlarının çoğu van Gogh'un eserlerini o hayattayken takdir etmiş olsa da dünya onun değerini ancak öldükten sonra anlayabilmiştir.Kardeşi Theo'nun ölümünden altı ay kadar sonra Theo'nun karısı van Gogh'un bütün eserlerini toplamış ve hayatında hiçbir zaman görmediği takdiri hiç değilse öldükten sonra görmesi için çabalamıştır.Ölümünden kısa bir süre sonra anısına açılan sergiler,sanatçının resimlerini Avrupa çapında sanatseverlerle buluşturdu.Yirminci yüzyılın başında Paris,New York ve Amsterdam gibi şehirlerde eserlerini ağırlayan sergilerle van Gogh'un ünü dünyaya yayıldı.

Günümüzde van Gogh'un resimleri dünyadaki en değerli resimler arasında yer almaktadır.Nitekim Dr.Gachet'in Portresi adlı tablosu 1990'da 80 milyon doları aşkın bir paraya satıldı.Keza Süsenler tablosu 1987'de 53 milyon dolardan yüksek bir fiyata satıldı.Yıldızlı Gece ise New York'daki Modern Sanat Müzesi'nde görülebilir ve müzenin en çok ilgi gören eserlerinden biridir.

yazar

Değişik konuları araştırıp,paylaşmayı seven,değişik bir arkadaşınızım :))

Azbucuk nasıl çalışır?

Azbucuk.com'a Üye ol sayfamızda ücretsiz üye olabilirsiniz, üye olduktan sonra içerikler girebilirsiniz. Unutmayın her girdiğiniz içerikler sitesinden özgünlük kontrolleri yapılır ve %60'ın üzerindeki içerikler onaylanacaktır. Onay işlemleri tamamlandıktan sonra anında 3 TL, 6 TL ve 9 TL içerik başına ücret kazanacaksınız. Kazandığınız bu ücretler hesabınıza aktarılır, 200 TL ödeme eşiği tamamlandığında sisteme kayıt etmiş olduğunuz IBAN hesabına gönderilmektedir.


Yeni Ne Var

Sakın Kaçırma