İNGİLİZCE ÖĞREN(eme)MEK?

Logo
İNGİLİZCE ÖĞREN(eme)MEK?
  • 2064 Okuma
  • 0 Yorum

İNGİLİZCE ÖĞREN(EME)MEK

Günümüzde İngilizce’nin Dünya dili olması sebebi ile Türkiye’de yaşayan ve İngilizce’ ye hiç ihtiyacı olmayan insanların bile ilgisini çekmiş olan, “İngilizce şart”diyen insanları görmekteyiz. Ne yazık ki haklılar da. Gönül ister ki,anadilimiz olan güzel Türkçe'miz Dünya dili olsun, herkes bu dili konuşsun,bizler okullarda veya herhangi bir iş başvuru sürecinde yabancı diller yüzünden sıkıntı yaşamayalım. Evet gönül bunu ister fakat kendi adıma sizlere şunu söyleyebilirim. Eğer bu bahsettiğim durum gerçek olsaydı, yani Dünya dili Türkçe olsa ve bizim İngilizce veya herhangi bir yabancı dil öğrenme zorunluluğumuz olmasaydı ben yine de bir ya da daha fazla yabancı dil öğrenmek ve dünyanın her yerindeki insanlarla kültür alışverişi yapabilmeyi isterdim. Farklı kültürleri yerinde ziyaret etmek, kitapları ve filmleri çeviri değil de orijinal halleri ile okumayı ve izlemeyi, dünyanın farklı bir bölgesinde şuanda bazı insanların nasıl yaşamlar sürdüğünü öğrenebilmek için isterdim. 

Ama ben de herkes gibi okul, sınav ya da iş mülakatlarında sorulduğu için öğrenmeye çalıştım ve hiç başarılı olamadım. Olması gereken ise yukarıda bahsettiğim gibi, bir kültürü öğrenmek adına bir adım atılmasıdır. Bu şekilde ilerlendiği takdirde başarılı olunacağını düşünerek ben de bir yola girdim. Nasıl yapmalı bu işi? Ya da neden başaramıyorum yabancı dil öğrenmeyi? Gibi sorularla çokça zaman harcadım. Ve işe en başından başladım. Bebekleri gözlemledim mesela. Daha 6 aylık olur olmaz insanların konuştuklarına tepki verdiklerini fark ettim.Duyduklarını gördükleri ile eşleştirerek ve sürekli o dile maruz kalarak yavaş yavaş da olsa dili konuşmaya çalıştıklarını ve asla hata yapmaktan çekinmediklerini gördüm. Öyleyse ben de onlar gibi öğrenmek istediğim dile sürekli bir şekilde maruz kalmalı ve hata yaptığımı bilsem dahi asla denemekten vaz geçmemem gerektiğine karar verdim.

Bu süreç içerisinde sürekli İngilizce bir takım videolar izlemeyi, diziler ve filmler izlemeyi, kitaplar ya da haberler okumayı ihmal etmeden sürekli çalışmayı planladım. Aynı zamanda dili anadili olarak konuşan insanlar ile iletişime geçtim. Bir dil uygulaması vasıtası ile birçok farklı ülkeden birçok insanla konuştum. İlk başlarda en basit cümleleri bile çeviri programları ile çeviriyordum. Bu beni çok zorlayan ve yoran bir durumdu. Fakat sonradan pes etmeden devam etmeye karar verdim ve fark ettim ki, bazı şeyleri artık programları kullanarak yazmıyordum, kendim cümleler kurabilir olmuştum. Onları taklit ediyordum. Birinden duyduğum bir kalıp ya da kelimeyi bir diğerine söylüyordum ve bu şekilde kalıcı bir öğrenme metodu bulmuştum. Ama tabi ki bu kadarla sınırlı değil. Kitaplardan konuları, kuralları öğrenmeyi ve kelime ezberlemeyi de ihmal etmemeliydim. Bir süre sonra yazma ve okumakta sıkıntı çekmezken, konuşmakta problem yaşadığımı fark etmem üzerine, artık birazda yazışmaktan ziyade insanlarla konuşmalıyım diye düşündüm ve bu yönde çalışmalar yaptım. İlk kez telefon ile yabancı bir arkadaşımla iletişime geçtiğimde,karşımdaki insanla tek ortak dil İngilizce olduğu için donup kalmaya ve hiçbir şey diyemeden öylece susmaya devam ediyordum. Bu durum beni çok utandırıyordu.Telefonda konuşurken kızardığımı hissediyordum. Ama yine pes etmedim ve bu durumun üstüne gittim. Şimdi çok fazla pratik yapamamamdan dolayı ne yazık ki akıcı bir konuşmam yok ama ben biliyorum ki bunu daha da ilerletebilirim. Bu aşamaya gelmiş olmak bile, yani yabancı bir insanla iletişim kurmak daha fazla çalışmak için benim açımdan bir motivasyon kaynağıdır.

Hostes olmayı istemiştim ve internetten envanter uygulamalarına katıldım fakat İngilizce sınavını geçemediğim için olamadım. Bir hayalime daha elveda dedim.İşte durumlar böyle. Çalışmayana Ekmek yok. İngilizce bilmeyene de iş yok desem yeridir. Abarttığımı düşünmeyin. Akademisyen olmak istersiniz YDS puanı sorarlar. İngilizce bilmiyorsan başka kapıya derler. İş başvurusu yaparsın, işiyle hiç alakası olmadığı halde İngilizce sorarlar yok dersen, haydi başka kapıya derler. Hatta bunu bile demezler. İş başvuru şartlarına “iyi derecede İngilizce bilen” diye yazarlar, siz başvuru yapmaya utanırsınız. O fırsatta öyle kaçar. Demem o ki dostlar, İngilizce şart. Artık herkesin farklı yöntemleri var. Sizlerde onlardan birini dener ya da kendi yönteminizi oluşturursunuz ama bir şekilde öğrenirsiniz. Tavsiye isterseniz bu konuda şunu öneririm. Üniversiteye yeni başlayacaksanız ingilizce eğitim veren veya hazırlığı olan bir okulu tercih edin.

Haydi kolay gelsin. İngilizceli günler dilerim

yazar
Yamak

Büşra Gün

Gıda Mühendisiyim. Alanımda Master yapmaktayım.