Sinema Sektörün de ki En büyük Eksiğimiz.

Logo
Sinema Sektörün de ki En büyük Eksiğimiz.
  • 653 Okuma
  • 0 Yorum

1914 yılında başlayan Türk sinema tarihi, döneminin de getirdiği şartlar nedeniyle durgun yılların ardından Yeşilçam Filmleri’nin senaryoya dahil olmasıyla hızlı bir yükseliş yakalamış; erotik filmlerin sahne aldığı buhranlı yılların ardından yüksek bütçelerin katılımıyla ciddi bir endüstri halini almıştır.


Üzerinde fikir birliği olmasa da, genel kanı ilk Türk filminin “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” olduğu yönünde. Osmanlı – Rus Savaşı ardından Rusların ilerledikleri en uç nokta olan Ayastefanos’a diktikleri zafer anıtı, 1914 yılında 1. Dünya Savaşı’na dahil olan Osmanlı Devleti tarafından gövde gösterisi yapmak amacıyla yıkılır. Anıtın yıkılışı da bu atmosferi perçimlemek amacıyla bir Türk tarafından 150 metrelik belge filme çekilir. Bu kişi, daha önce sinemayla ilgilenmiş ve o dönemde yedek subaylık yapmakta olan Fuat Uzkınay’dır. Böylece 14 Kasım 1914, Cumartesi günü anıt yıkılırken ilk Türk filmi de çekilmiş olur.

1915 ve 1916 yıllarında 1. Dünya Savaşı’na dair 3 belgesel nitelikli film daha çekilir. 1916’da çekilmekte olan ilk konulu Türk filmi Leblebici Horhor Ağa ise tamamlanamamıştır. 1917 yılında Müdafaa – i Milliye Cemiyeti’nce Pençe ve Casus filmleri çekilir. Aynı yıl ayrıca Koruyan Ölü ve Türk sineması tarihinin ilk film serisi olan Bican Efendi’nin ilk 2 filmi çekilir. 1918 yılında 4, 1919 yılında ise 5 film daha çekilerek sinema faaliyetlerine devam edilir.

Savaş ortamının da etkisiyle 1920 – 1922 arası sadece 6 film çekilebilir. 1922 yılının önemi, 1919 yılında Almanya’da Samson / Istırap isimli bir Türk filmi çeken Muhsin Ertuğrul’un Türkiye’ye dönerek film çekmeye başlamasıdır. Muhsin Eruğrul, bu tarihten itibaren 1940’ların ortasına kadar adeta Türk Sineması omuzlarında taşır. 1922 – 1946 arası 32 filme imza atan usta yönetmen, Tiyatrocular dönemi olarak adlandırılan 1922 – 1939 arasında Hazım Körmükçü, Bedia Muvahhit, Talat Artemel, Ferdi Tayfur ve elbette Cahide Sonku gibi önemli tiyatrocuları sinemaya da kazandırır. Cahide Sonku’yu Türk sineması ilk gerçek yıldızı olarak tanımlamak yanlış olmaz.

Sinemadaki tiyatrocu hegemonyası, 1939 yılında Faruk Kenç’in çektiği Taş Parçası filmiyle sona erer. Geçiş Dönemi olarak adlandırılan yeni dönem yaklaşık 10 yıl sürer. Bu süre zarfında sinemanın gelişimiyle beraber çevrilen film sayısı artmaya başlar. Tiyatronun abartılı yapısı yerine gerçekçilik tercih edilmeye başlanır. Dış çekimler artar. Kenç’i Turgut Demirağ, Şadan Kamil ve Baha Gelenbevi gibi hem eğitimli hem de maddi açıdan iyi durumdaki yeni yönetmenler izler. Bu dönemde Türk sineması, 5 dev oyuncusu – Sadri Alışık, Sezer Sezin, Eşref Kolçak, Hulusi Kentmen ve Halit Akçatepe’de ilk filmlerine imza atarlar.

Başlangıcı bazı değerlendirmelerde 1949, bazı değerlendirmelerde ise 1950 olarak kabul edilen Sinemacılar Dönemi, kuşkusuz ki Türk sineması en önemli dönemi olur. Doğru tespit, başlangıç olarak Ömer Lütfi Akad imzalı 1949 yapımı Vurun Kahpeye filmini kabul etmek olacaktır. Yaklaşık 20 yıl sürecek ve 2200’ün üzerinde film çevrilecek bu dönemin başında Ömer Lütfi Akad, Osman Fahir Seden, Metin Erksan, Atıf Yılmaz ve Memduh Ün gibi efsane yönetmenler ilk filmlerine imza atarlar ve deyim yerindeyse Türk sineması inşa etmeye başlarlar.

1950’de Münir Özkul ve Neriman Köksal, 1951’de Muhterem Nur ve Fikret Hakan, 1952’de Belgin Doruk ve Turgut Özatay, 1954’te Öztürk Serengil, 50’li yılların sonlarında ise Ahmet Mekin, Ekrem Bora, Çolpan İlhan, Orhan Günşıray, Göksel Arsoy, Yılmaz Güney, Erol Taş, İzzet Günay ve Fatma Girik gibi dev isimler ilk filmlerine imza atarak uzun oyunculuk kariyerlerine başlarlar. 1951’de ilk filmini çeviren Ayhan Işık ise döneminin en büyük yıldızı olur.


100 yıllık Bir Tarihe Dayanan ve Günümüzde Milyonlarca Dolar Paralar harcanan bu sektörde Eksik Olanın Ne oldugunu sizlerce sinema severler olarak anlamıssınzıdır.

Neden Dünyada Rehabet Gören En çok sevilen en çok izlenen Süper Kahraman Filmlerinden Bizim ülkemizde yok ? Bir süperkahraman Yaratmak Konusunda neden iyi değiliz. Polisiye Suç ve Ceza Aksiyon Macera Gibi Büyük İlgi Toplayan ve Başarı Elde Eden Sayısız Örnekleri Olan bu Tarzlardan Ülkemizde olsun istemezmiyiz. 

Oysa ki Sayısız Başarıda Oyuncumuz Yapımcımız setlerımız Ekipmanlarımız Fon'larımız Mevcut iken Bu tarz Filmlerin Gelmemesinin Altında Yatan Sebep Ne? Bunu Merak Ediyor ve En kısa Sürede Bu tarz Başarılı filmler Arasında Ülkemizi Kıymetlı Aktörlerımızı de Görmek istiyoruz.


Futebol Da Hora 3.0

yazar

Anlatmayı Dinlemeyi Fikir Alışverişini okumayı Araştırmayı Seven Biriyim